Neden Antioksidan Beslenmeliyiz? İnsan olarak hayatımızda sürekli serbest radikallere maruz kalıyoruz. Egzoz gazından, hava kirliliğinden, sigara ve alkolden, yiyeceklerin bozulmuş yapısından serbest radikalleri alıyoruz. Şehir hayatında yaşıyoruz. Bazı durumlardan kaçamıyoruz. Tabi ki bu zararlı durumları ne kadar azaltırsak o kadar faydalı olur. Örneğin sigara içmeyi bırakmak, içmiyorsak dahi maruz kalmayı azaltmak faydalı olacaktır. Havası temiz ortamları tercih etmek, bitkilere ağaçlara doğaya yakın yaşamak sağlığımız için elzemdir. Ancak ne kadar azaltmaya çalışsak da bu serbest radikallere bir şekilde maruz kalıyoruz ve bunlar vücudumuzda birikerek hastalıklara sebep oluyor. Belki ilk seferde değil ama bir birikim gibi düşünebilirsiniz. Bu zararlı maddeler birikiyor birikiyor ve bizi hasta ediyor… İşte bu sırada bağışıklık sistemimiz devreye giriyor ve bu serbest radikallerle savaşmaya başlıyor. Bağışıklık sisteminin pek çok elemanı var. Uykuya dikkat etmek, stresi yönetmek, yeterli ve dengeli beslenmek gibi. Bugün bunlardan bir tanesini ele alacağız! Bizim gizli ordumuz antioksidanlar! Antioksidanlar genel olarak sebze ve meyvelerde bulunan bileşiklerdir. Serbest radikallere bağlanarak onları etkisiz hale getirirler. Kendileri küçük ama görevleri büyük…Bizleri hastalıklara karşı koruyor, kilo vermemize destek oluyor, metabolizmamızı düzenliyor. E daha ne yapsın? Bağışıklık sistemimiz ne kadar dengede olursa o kadar az hasta oluyoruz. Bağışıklık sistemini dengede tutmanın yolu da antioksidanları arttırmak! Peki nerelerde var bu antioksidanlar? Öncelikle mavi kırmızı mor renkli meyve ve sebzelerde bulunur. Örneğin nar, böğürtlen, koyu renkli erikler, yaban mersini, çilek, pancar gibi meyve sebzeleri hayatınıza ekleyebilirsiniz. Tabi bu besinleri tercih ederken mevsimine uygun olması da önemlidir. Mevsiminde sebze meyve tüketmek besinlerden alacağımız faydaları arttırır. Özellikle yeşil renkli veya yapraklı sebzelere yer vermek faydalı olacaktır. Maydanoz, salatalık, avokado gibi besinler de antioksidan içeriği yükseltir. Bunlar dışında yeterli ve dengeli beslenmeye önem vermek, tahıllara, omega 3 ten zengin balığa diyetimizde yer vermek sağlığımıza sağlık katacaktır. Herkese bol antioksidanlı bir hafta diliyorum…
Bu kilolar nereden geliyor olabilir? Aslında hepimiz bir zamanlar çocuktuk. Sonra büyüdük büyüdük büyüdük ve yetişkin olduk. Hayatın adını verdiğimiz bu insanın yolda zorluklarla karşılaştık bazen mutlu olduk bazen sevindik bazen kaygılandık… ve bazen de kilo aldık😅 Bu kilolar acaba nereden geliyor diye soracak olursak bugün size çocukluktan diye cevap vereceğim. İlk olarak her çocuk aynı mekanizmayla dünyaya geliyor. Nedir bu mekanizma derseniz açlık tokluk mekanizması… Acıkınca yemek yiyoruz ve doyduğumuz zaman yemek yemeyi bitiriyoruz. Çocuklukta böyle başlıyor… ama ne zaman bu mekanizmayı bozmaya başlarsak o zaman problemler ortaya çıkıyor. Bu bozulmalar ailenin etkisiyle oluyor genelde. Aman sen daha doymamışsındır bu kadar az yemekle Doyulur mu? Daha hiçbir şey yemedin ki… tabağında bırakma bak arkandan ağlar… gibi sözler bilinç altımıza işliyor da işliyor… Birer yetişkin haline geldiğimiz zaman ise bilinçaltımızdan sürekli bu sesler yükseliyor. Belki doyuyoruz. Ama iç sesimiz hayır doymış olamazsın bu kadar az yemekle doyamazsın en iyisi sen biraz daha ye diyor. O güvendiğimiz sesi dinliyoruz. Sonra kilo problemleri ortaya çıkıyor. Ne yapacağız diyoruz neden olmuyor diyoruz. Bir süre belli listeleri takip ediyoruz. İçimizdeki sesleri bir süreliğine susturuyoruz. Ama sesler tekrar yükselmeye başladığı zaman hemen doysak da yemeye devam ediyoruz. Sadece psikolojik açıdan değil damak zevki açısından da aslında çocukta neyi daha sık yaşadıysak onu yapma eğiliminde oluyoruz. Örneğin size anne sütünden sonra brokoli kabak havuç gibi besinler tattırıldıysa siz bunları seviyorsunuz. Ama daha tatlı besinler muhallebiler şekerli Mamalar yapıldıysa tatlı tada daha yatkın oluyorsunuz… yani ben bu tatlıyı neden seviyorum ya da ben neden kendime engel olamıyorum diyorsanız dönüp çocukluğunuza bir bakın… ve tabii ki bunların farkında olup bir sonraki nesiller de bunlara dikkat etmek gerekiyor… Diyetisyen & Psikolog Zinnur Elliiki Küçükköseleci
Mucizevi Besin ve Unutulmuş Önemi Sarımsakkk Sarımsak tarih boyunca ekonomiden sağlığa pek çok alandan kullanılan bir bitkidir. Hititliler zamanında yemeksizlik için dış kullanım satılarak, Piramidlerin çalışan vücutlarından korumak adına yemeklerde baharat olarak ve bakım amaçlı olarak kullanmaya başlanmış ve günümüze kadar devam etmiştir. Sarımsak besinlere sahip K vitamini, fosfor ve potasyum minerallerinden zengindir. Bizim hakkımızda yetişen Taşköprü sarımsağını incelediğimizde içlerimizde, sodyum ve B1 vitaminlerinde tüm vitamin ve minerallerin tükettiği sarımsaklara göre daha fazla olduğu görülmektedir. Sarımsağın Sağlığımız Üzerindeki Etkilerine Bakacak Olursak; Kardiyovasküler Hastalıklar ve Sarımsak Sarımsağın içeriğindeki sülfürlü uçlarında, yuvalarını sağlayan enzimleri inhibe ederek ve kan depolarını düşürdüğü, barındırmaki trigliserid seviyesinde düşüşe neden olduğu görülüyor. Kan Basıncı ve Sarımsak Yapılan üretim hortumunun derinliği her gün sarımsak tükettiğinde sistolik ve diyastolik kan basıncında azalmayı sonuçları görülmektedir. Diyabet ve Sarımsak Sarımsağın içeriğindeki Alllisin çıkışlarımızdan glukozun emilimini yönlendirmeyi antidiyabetik yönlendirmelerini göstermektedir. Yapılan odaklar doğum kanini ve HbA1c seviyelerinde de düşüşte olduğunu gösteriyor. Kanser ve Sarımsak Sarımsağın içindeki yüksek miktarda organik sülfür araçlarının bulunduğundan immün cerrahide, kanser önleyici ajan olarak kabul edilmektedir. Bağışıklık Sistemi ve Sarımsak Kükürtlü görselle zengin olan sarımsak toksik içeriklerin uzaklaştırılmasıyla zararlı güçlendirici etkisi bulunmaktadır. Araştırmalar sonucunda da parazit gibi viral önlemlerin uzaklaştırılmasında yardımcı olmaktadır. Ayrıca sarımsağın antioksidan etkisi de bunlardan yararlanma sistemini güçlendirdiği için hastalanma yükünü da azaltmaktadır. Hocam çok güzel faydalarını anlattınız ama biz bunu ne kadar, nasıl tüketmeliyiz diyorsan; Her gün 1 diş Taşköprü sarımsağı yiyerek, yemeklerde sarımsağı kullanarak, sarımsaklı yoğurt tüketerek karşılayabiliriz. Ama yok ben hiç tüketemem diyorsak sarımsak tozu kullanarak veya güvenilir markalardan sarımsak yağı, sarımsak ekstratı veya sarımsak tozu tableti gibi alternatifleri de mevcut. Peki hocam nereden çıktı durup dururken sarımsağı anlatmak dediğini duyar gibiyim. Çünkü 19 Nisan Dünya Sarımsak Günü . Bizde yeri gelmişken kıymetini bilemediğimiz sarımsağın değerini anlatmak,umarım beğenmişsindir:):):) Diyetisyen Alanur Pınar

BLOG

Giriş Yap

Parolanızı mı unuttunuz?

Hesap oluştur?

gdpr-image
Bu web sitesi, deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bu web sitesini kullanarak, Veri Koruma Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Daha Fazla Bilgi